Erdoğan: “Biz Tavrımızı Ortaya Koymadıkça Irkçı Fanatikler Azgınlaşacak”

0
62
views

İstanbul (CUHA) – Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz tepkimizi çok güçlü bir şekilde göstermedikçe Neonazi virüsü bünyeyi daha fazla saracaktır. Biz sesimizi yükseltmedikçe batılı hükümetler konforlarını bozmayacaktır. Biz birilerini rahatsız etme pahasına tavrımızı ortaya koymadıkça saldırılar daha da pervasızlaşacak, ırkçı fanatikler daha da azgınlaşacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın üye sayısı bakımından Birleşmiş Milletlerden sonra en büyük beynelmilel kuruluş olduğunu dile getiren Erdoğan, teşkilatın gayesinin İslam dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmak olduğunu hatırlattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son olarak dün Amerikan Başkanı Trump’ın Golan Tepeleri’yle talihsiz açıklaması, bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri 1967’den bu yana İsrail’in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye’nin ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz.”

“EVLATLARIMIZIN İSTİKBALİ İÇİN DE SORUMLULUK ÜSTLENMELİYİZ”

“Biz tepkimizi çok güçlü bir şekilde göstermedikçe Neonazi virüsü bünyeyi daha fazla saracaktır” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz sesimizi yükseltmedikçe batılı hükûmetler konforlarını bozmayacaktır. Biz birilerini rahatsız etme pahasına tavrımızı ortaya koymadıkça saldırılar daha da pervasızlaşacak, ırkçı fanatikler daha da azgınlaşacaktır. Sonuçta, Allah korusun 1940’larda Avrupa’da olduğu gibi telafisi mümkün olmayan felaketler yaşanacaktır. Biz, acı da olsa hakikatleri dillendirmedikçe batılı medya kuruluşları İslam düşmanlığını körüklemeye, ateşe benzin dökmeye devam edeceklerdir. İşte bunun için gördüğümüz sıkıntıları cesaretle ifade etmeli, hep birlikle üzerine gitmeli, yüzleşmeli, çözüm yollarını da yine beraberce aramalıyız. Sadece kendimiz için değil, evlatlarımızın istikbali için de bu sorumluluğu üstlenmeliyiz.”

“BATILI BASIN ORGANLARI KENDİLERİNİ ÖZELEŞTİRİYE TABİ TUTMAK ZORUNDA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şu anda karşımızda, açıkça bir İslam düşmanlığı vardır, Müslüman nefreti vardır. Bu mesele, sadece siyasetin, sivil toplumun, sadece akademik çalışmaların, araştırma kuruluşlarının konusu olmaktan çıkmıştır. Bu tehdit artık güvenlik birimlerinin, devlet adamlarının, sokaktaki vatandaşın da meselesidir. Tıpkı DEAŞ gibi, eş-Şebab, PKK gibi, Neonazi örgütleri de terör yapılanması olarak ele alınmalı, bu şekilde değerlendirilmelidir. İnsanlık Holokost Felaketi sonrasında nasıl antisemitizm ile mücadele etmişse, yükselen İslam düşmanlığıyla da aynı kararlılıkla mücadele etmelidir. Bugün uluslararası toplum DEAŞ eylemleri sonrasında nasıl tepki veriyorsa, aynı güçlü tepkiyi Neonazi saldırıları karşısında da göstermelidir. Çünkü bunların hepsi aynı madalyonun farklı yüzleridir. Bunların hepsi masumların kanıyla beslenen parazitlerdir. Özellikle batılı basın yayın organları kendilerini çok ciddi bir özeleştiriye tabi tutmak zorundadır. Müslümanları ötekileştirerek mültecileri düşmanlaştırarak kendilerine iktidar yolu açan politikacılar söylemlerine çeki düzen vermelidir.”

“İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI BÜNYESİNDE ATABİLECEĞİMİZ PEK ÇOK ADIM VAR”

İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde atabilecek pek çok adım olduğunu ifade eden Erdoğan, “10 Yıllık Eylem Planı’nda İslam düşmanlığı konusuna yer vermiştik. Maalesef bu konuda olması gereken düzeyde bir çaba sergilenmiyor. Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç var. Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Teşkilat bünyesindeki Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu’nun güçlendirilmesi dâhil elimizdeki siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını nasıl daha etkin olarak kullanabileceğimizi burada tartışmalıyız. Ayrıca İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir” diye ekledi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here