TBMM’de Eski ve Yeni Milletvekilleri İftarda Buluştu

0
53
views

(CUHA) – TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Meclis Şeref Holü’nde tüm dönem milletvekillerine iftar verdi.

İftara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, eski Meclis başkanları, bakanlar, milletvekilleri, kuvvet komutanları ve eski milletvekilleri katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan iftarda, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından yemek duası okundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftarda yaptığı konuşmada milletvekilleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Milletvekillerinin ramazan ayını kutlayan Erdoğan, “Bu gazi mekanda bir araya gelmemize vesile olan Sayın Meclis Başkanımıza özellikle şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.” dedi.

Meclisin, İstiklal Harbi’ni yönettiğini ve düşman kapısına kadar dayanmasına rağmen mücadele azminden en küçük bir taviz vermediğini belirten Erdoğan, “Yine bu Meclisimiz, 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü teröristlerin uçaklarla, tanklarla, bombalarla yaptıkları saldırılar karşısında dimdik ayakta durmuş, milletimizin kendisine verdiği emanete sıkı sıkıya sahip çıkmıştır. Dolayısıyla bu Meclis, dünyada çifte gazilik unvanına sahip belki de tek Meclistir.” diye konuştu.

Gaziliğin sıradan bir unvan olmadığını dile getiren Erdoğan, “Bu unvana sahip olabilmek için inandığınız değerler uğrunda ölümü göze alacak bir mücadele yürütmeniz gerekiyor. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bizim istiklalimizin ve istikbalimizin sembolleridir. Milli iradenin tecelligahı olan gazi Meclisimiz de maziden atiye uzanan şanlı tarihimizin en önemli sembollerinden biridir.” ifadelerini kullandı.

Önceki gün İstiklal Harbi’nin başlangıcı olarak kabul edilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Samsun’a çıkışının 100. yılı törenlerine milletçe katıldıklarını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Davete icabet eden siyasi parti genel başkanlarımızla, gençlerimizle, sporcularımızla, Samsun halkıyla gerçekten muhteşem bir tören gerçekleştirdik. Samsun’dan Ankara’ya kadar süren yaklaşık 11 aylık yolculuk, milletimizin müstevlilere karşı kıyamının tüm Anadolu’ya ve Rumeli’ye yayılışına vesile olmuştur. 23 Nisan 1920’den bugüne Meclis’imizin serencamı ülkemizin demokrasi ve ekonomi yolunda kat ettiği mesafenin bir özeti gibidir. Bu Meclis, Cumhuriyeti kuran meclistir. Bu Meclis, çok partili siyasi hayata geçişin mimarı olan Meclistir. Bu Meclis darbelere, cuntalara, vesayete karşı cesaretle dimdik duran meclistir. Bu Meclis ülkemizin kalkınması, gelişmesi, büyümesi yolunda atılan tüm adımların öncüsü olan, önünü açan bir meclistir.”

Erdoğan, TBMM’nin, milli iradenin üstünlüğü ilkesinden aldığı güçle Türkiye’ye ve millete yönelik tüm saldırıların önünü kesen meclis olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu Meclis, tarihimizin en önemli yönetim sistemi değişikliğini demokratik sistem içinde başarıyla gerçekleştiren meclistir. Bu Meclis, terör örgütleriyle, ihanet çeteleriyle, beşinci kol unsurlarıyla ülkemize diz çöktürmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakan meclistir. İşte bunun için bu çatı altında görev yapan her bir arkadaşımız her türlü teşekkürü, her türlü takdiri hak etmektedir. Sizlerin şahsında 1920’den bugüne kadar görev yapmış tüm milletvekillerimize şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.”

Türkiye’nin gücünün, şartlar ne olursa olsun meselelerini demokrasi ve hukuk içinde çözme iradesine sahip çıkma kararlılığından geldiğinin altını çizen Erdoğan, “Cumhuriyet tarihini şöyle gözden geçirdiğimizde milli birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ön planda tuttuğumuz her dönemde çok büyük atılımlar gerçekleştirdiğimizi görüyoruz. Yine ne zaman kendi içimizdeki ihtilafların girdabına kapıldıysak kazanımlarımızı tehlikeye attık hatta kaybettik.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin en büyük özelliğinin, zor zamanlarda o eşsiz irfanıyla en doğru, en sağlıklı, en ideal yolu bulmayı hep başarması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yaşadığımız sıkıntıları, krizleri, kaosları, saldırıları hep bu şekilde atlatabildik. Milletimiz bugünü ve geleceğiyle tüm ilgili sorumluluğu da yetkiyi de görevi de kendi adına yasamada işte bu Meclise, yürütmede Cumhurbaşkanı olarak şahsıma, yargıda da yargı kurumlarına vermiştir. Güçler ayrımı denen bu sistemi ne derece sağlıklı işletebilirsek milletimizin umutlarına ve beklentilerine o denli iyi cevap verebiliriz. Yeni yönetim sistemimiz özellikle demokrasinin temelini oluşturan bu güçler arasındaki görev paylaşımını çok daha belirgin hale getirmiştir. Her birimiz kendi alanlarımızda ülkemize ve milletimize yapacağımız hizmetlerle Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmakla mükellefiz.”

Erdoğan, yasamanın da yürütmenin de yargının da güç ve yetki kaynağı bizatihi milletin kendisi olduğu için hesap verilecek yerin de orası olduğunu belirtti.

“Milletvekilleri ve cumhurbaşkanı olarak bizler seçimlerde bu hesabı veriyoruz.” diyen Erdoğan, yargının da Anayasa ve kanunlar çerçevesinde yürüttüğü faaliyetleriyle hesabını, milletin vicdanına sunduğunu söyledi.

Erdoğan, demokrasinin bu üç sacayağı ne kadar sağlıklı işlerse, Türkiye’nin de içeride ve dışarıda o derece güçlü olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada, milli birliğini ve devlet bütünlüğünü kaybeden ülkelere bakıldığında en büyük eksiklerinin demokrasi eksiği, milli iradenin tecellisindeki kopukluklar olduğunun görüleceğini belirtti.

Bu ülkelerin halklarının maalesef çok büyük acılar çektiğini, vatanlarının da tarumar olduğunu dile getiren Erdoğan şöyle devam etti:

“Bin yıllık vatanımız olan bu toprakları elimizden almak için her şeyi yaptılar, hala yapıyorlar. Son dönemde, özellikle de son 6 yıldır, diğer ülkeler ve toplumlar için oynanan oyunların çok daha fazlası bize de uygulanmaya çalışıldı. Bunun için terör örgütlerinden ekonomik tetikçilere kadar ellerindeki tüm imkanları kullandılar. Hamdolsun, milletimizle, milli iradenin temsilcisi olan Meclisimizle, kurumlarımızla birlikte yekvücut olduk, birlikte hareket ettik ve bu oyunları bozduk.”

Meclis’teki iftar programına işaret eden Erdoğan, “Bugün buradaki şu güzel manzarayı birliğimizin, beraberliğimiz, uhuvvetimizin bir nişanesi olarak görüyorum.” diye konuştu.

Türkiye’deki siyaset kültürünün zaman zaman çok sert tartışmaları, çekişmeleri, rekabeti beraberinde getirebildiğini anımsatan Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

“Şayet siyaseti, ülkemize ve milletimize hizmet için yapıyorsak bu durum elbette mazur görülebilir, elbette demokrasinin bir cilvesi olarak da kabul edilebilir. Ama başarı için her yolu mübah görenleri asla mazur göremeyiz. Kendi siyasi veya şahsi çıkarları için gerektiğinde darbecilerle, gerektiğinde küresel güçlerle, gerektiğinde terör örgütleriyle birlikte hareket etme yoluna gidenlere milletimize hiçbir zaman itibar etmemiştir ve inanıyorum ki etmeyecektir.”

Bugün Türkiye’nin güvenlikten ekonomiye her alanda kritik bir dönemden geçtiğini, birliğe, beraberliğe, kardeşliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Milletimizin 15 Temmuz’da darbeciler karşısında gösterdiği cesareti, dirayeti, ülkeyi yönetenler olarak bizim de kendi tercihlerimizle ortaya koymamız şart. İşte bunun için 82 milyon vatandaşımızın her birini ‘Türkiye ortak paydası’ altında bir araya gelmeye davet ediyoruz. Demokrasinin ve hukukun kuralları içinde yürüttüğümüz siyasi rekabet, bu büyük birlikteliğin engeli değil, tam tersi zenginliği olmalıdır. Seçimler yapılır, kanunlar görüşülür, kararlar alınır, söylemler ifade edilir; sonuçta hepsi gelip geçer, geriye sadece Türkiye kalır.

Hepimizin de yapması gereken iş ezanımızın, bayrağımızın, vatanımızın, özgürlüğümüzün, geleceğimizin ifadesi olarak Türkiye’ye gözümüz gibi bakmaktır. O meşhur benzetmeyle, hepimiz 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. İçeride ne yaşanırsa yaşansın, geminin gövdesinin sağlam kalmasına, motorlarının işlemeye devam etmesine, rotasından sapmamasına katkıda bulunmak hepimizin görevidir.”

Büyük ve güçlü Türkiye davasına hizmet etmek için tüm gayretleriyle çalıştıklarına dikkati çeken Erdoğan, 40 yıllık siyasi hayatının her anının bu anlayışla geçtiğini belirtti. Erdoğan, özellikle son 17 yıldır, önce milletvekili ve başbakan olarak, ardından cumhurbaşkanı sıfatıyla bu yolda ter döktüğü ve mücadele verdiğini belirterek, “Elbette eksiklerimiz hatta hatalarımız olmuştur ama Türkiye’ye kazandırdıklarımızı kimse inkar edemez.” ifadesini kullandı.

Demokraside ve ekonomide Türkiye’ye sınıf atlattıklarını dile getiren Erdoğan, şimdi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme fırsatının bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, “Şayet bugün yaşadığımız güvenlik tehditlerini, ekonomik saldırıları, milli birliğimizi bozmaya yönelik tuzakları aşabilirsek inşallah 2023 yılında bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olacağız.” dedi.

Bunun için en önemli görevlerden birinin Meclis’e ve burada temsil edilen siyasi partilere düştüğüne işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Gelin ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan bu büyük oyunu birlikte bozalım. Gelin Türkiye’yi 2023 hedeflerine birlikte ulaştıralım. Gelin büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edelim. Onun için tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek bu yolda yürüyelim. Biz buna hazırız. Meclisimizin de tüm milletvekilleriyle ve siyasi partileriyle buna hazır olduğuna inanıyorum. Rabbimden şu mübarek günler vesilesiyle birlik ve beraberlik iklimimizi güçlendirmesini, bereketlendirmesini diliyorum.”

TBMM Başkanı Şentop’ta yaptığı konuşmada, “başı rahmet, ortası mağfiret, nihayeti cehennem azabından kurtuluş” olan ramazan ayının 16. iftarını idrak ettiklerini belirterek, “Allah bu ay boyunca tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul etsin. Hepimizi sıhhat ve afiyetle bayrama eriştirsin.” dedi.

Şentop, sınır boyları başta olmak üzere Türkiye’de ve sınır ötesinde görevlerini ifa eden askerler ve emniyet güçlerine Meclis’ten selamlarını ve hayır dualarını gönderdiklerini belirterek, “Cenabı Hak, bütün askerlerimizi, emniyet güçlerimizi muhafaza buyursun ve muzaffer kılsın” diye konuştu.

Mustafa Şentop, dünyanın çeşitli bölgelerinde yokluk, yoksulluk çeken; zulme, gadre, eziyete uğrayan bütün mazlumlara da en kısa zamanda Cenabı Hak’tan huzur ve kurtuluş ihsan etmesini niyaz ettiklerini söyledi.

“Bu Meclis yücedir, zira gücünü ve ilhamını milletten almaktadır.” diyen Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İçinde bulunduğumuz bu Meclis, Gazi’dir. Üstelik bu unvanı iki kere hak etmiştir. Bu Meclisin ilk gaziliği, bundan 100 yıl evvel Samsun’da başlayan ve neticeye ulaşan Milli Mücadelenin karargahı olması sebebiyledir. Bu Meclisin ikinci gaziliği ise, 15 Temmuz’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişimi karşısında gösterdiği yiğitçe duruş ve darbeci hainlerin Yüce Meclisi bombalaması sebebiyledir.”

Şentop, Türkiye’nin zengin petrol ve doğalgaz kaynakları olmayabileceğini ancak çok daha büyük zenginlikleri olduğunu belirterek, genç ve dinamik nüfusun Türkiye’nin en büyük zenginliklerimizden biri olduğunu söyledi. Şentop, “Fakat Türkiye’nin en büyük zenginliklerinden birincisi, milletimizin siyasi şuurunun, bilincinin yüksek oluşudur. Milletimizin, başka bir ülkede rastlanmayacak ölçüde siyasi anlamda faal ve hassas olduğunu birçok vesilelerle görmüşüzdür. Olup bitene müdahil olmak, yanlış gördüğünde ona karşı tavır koymak milletimizin hususiyetleri arasındadır. 100 yıl önce Milli Mücadele’de ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde milletimizin takındığı tavır bunun en açık delilidir.” dedi.

Böyle bir ülkede ve böyle bir millet için siyaset yapmanın hem güzel olduğunu hem de dikkat istediğini vurgulayan Şentop, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu akşam davetimize icabet eden bütün siyasetçilerimize, bugüne kadar gösterdikleri çaba ve fedakarlık için teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarının Milli Mücadeleyi başlatmalarının 100. yıl dönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde iki gün önce Samsun’da bir araya geldiklerini anımsatan Şentop, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarının 100 yıl önce yaktığı kurtuluş meşalesinin nasıl hala canlı olduğunu müşahede ettiklerini söyledi.

Şentop, 100 yılın insanların ömrü için uzun, milletlerin ömrü için kısa bir dönem olduğunu ifade ederek, “Fakat her halükarda geçen yüz yıl, hepimiz için önemli bir dönemdi. Samsun’da gerçekleşen anma törenlerini takip ederken milletimle ve ülkemle iftihar ettim. 1919’da, ülkemizin bir kısmı işgal altındayken, milyonlarca şehit ve gazi vererek bir dünya savaşından yeni çıkılmışken, ekonomik anlamda büyük bir yıkım yaşanırken başlayan Milli Mücadele büyük fedakarlıkla başarıya ulaştırılmıştı. Samsun’daki anma törenlerinde ise üniversiteleriyle, yetişmiş gençliğiyle, yakaladığı ekonomik ve teknolojik düzeyle güçlü ve büyük bir dünya ülkesi vardı. Türkiye’nin ne denli ilerlediğini, hamle yaptığını gördük. İftiharımın sebebi budur.” dedi.

Kişilerin, toplumların, milletlerin, kurumların tarihlerinde bazı yılların sembolik değerleri olduğunu vurgulayan Şentop, bu yılların diğer yıl dönümlerinden daha özel kutlamalara sahne olduğunu, bu yılın Milli Mücadele’nin başlangıcının 100. yılı olduğunu, 2020 yılının ise TBMM’nin açılışının 100. yılı olacağını kaydetti. Şentop, “Sadece milli tarihimiz için değil, Türk ve İslam dünyasının tamamı için TBMM’nin açılışının 100. yılı önemli. Bu sebeple önümüzdeki yılın özel bir anlamı var. Yapacağımız hazırlıklarla, özel kutlama takvimimizle Gazi Meclisimizin hürriyet ve istiklalimizin merkezi olduğunu bir kez daha göstereceğiz.” dedi.

Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu cumhuriyet, bu Yüce Meclis, bu demokrasi hepimizin. Ve şimdi tam da birlik olma, temel meselelerde ortak hareket etme ve dayanışma vaktidir. Farklılıklarımıza rağmen temel meselelerde ortak hareket edebilme ve ortak çözümler geliştirme kabiliyeti, siyaset kurumunun sorumluluğundadır. Bu anlamda, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve siyasi parti liderlerimizin Samsun’da verdikleri fotoğraf çok önemlidir ve umut vericidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve siyasi parti liderlerimize teşekkür ediyor, bu tür görüntülerin artması dileğimi paylaşıyorum.

Hikmet sahibi zat, ‘Dünya bir penceredir/ Her gelen baktı geçti’ der. Gerçekten de öyledir ve durum siyaset için de geçerlidir. Farklı dönemlerde siyaset yapan, bu Yüce Mecliste faaliyet gösteren, bu çatı altında milletvekili olarak bulunan kişileriz. Hepimiz vazifemizi bize ayrılan mühlet içinde yapıyoruz ve bu bayrağı bizden sonra gelenlere devrediyoruz. Hayatın kanunu da, akışı da bunu gerektiriyor. Aslolan kubbede hoş bir sada bırakabilmek, millete ve memlekete yapılan hizmetlerle anılmaktır. Türkiye’de siyasetçi olmak zordur. Hele de milletvekilliğinin kaderi sürekli eleştirilmektir. Şüphesiz ki, siyasetçi eleştiriye açıktır ve işin tabiatı da bunu icap ettirir.

Ne var ki, bazen siyasetçilere, milletvekillerine ve Yüce Meclise yönelik insafla, izanla bağdaşmayan haksız hücumlara da rastlıyoruz. Açıkçası, bu türden hücumların ülkemiz ve demokrasimiz için fayda vermekten çok zarara yol açtığı kanaatindeyim. Siyasetçi ve milletvekili, en kolay erişilen kişi olduğu için en kolay hücum edilen kişi olmamalıdır. Kurumlarımızı elbette eleştireceğiz. Fakat bunu yaparken kurumların saygınlığına ve demokrasimize zarar verecek söylemlerden uzak durmak zorunludur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarının 100 yıl önce Samsun’dan attıkları istiklal ve milli irade tohumunun, bugün büyüyüp, serpilip ve Türkiye olduğunu ifade eden Şentop, ilk günden bu yana Türkiye’ye, millete ve Yüce Meclis ile demokrasiye katkı yapan herkesi rahmet, minnet ve şükranla andığını söyledi.

Mustafa Şentop, “Türkiye bizim sevdamız, hayalimiz, ruhumuz ve istikbalimiz. Türkiye, bugün artık sadece bir ülkenin ve bir coğrafyanın adı değildir. Türkiye bugün, bir umudun, bir hamlenin ve insanlık davasının adıdır. Türkiye bugün, dün olduğu gibi, istiklalini her türlü bedeli ödeyerek elde tutacağını ilan eden cesaretin adıdır. Türkiye bugün, ‘hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ ruhunun adıdır ve Türkiye bugün, sadece vatanımızın değil, aynı zamanda vazifemizin adıdır.” diye konuştu.

19 Mayıs 1919’un 100. yıl dönümünün millet ve gençler için kutlu olmasını temenni eden Şentop, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele’ye ruh veren bütün şehitler ve gaziler; vatan savunmasında ve milli iradeye sahip çıkarken 15 Temmuz’da toprağa düşen bütün vatan evlatlarını rahmetle, minnetle ve şükranla andığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iftar programının ardından TBMM Başkanı Şentop’un makamına geçti. Erdoğan, ziyaretinin ardından Meclisten ayrıldı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here